Neden Aynı Dizileri Tekrar Tekrar İzliyoruz?

Eski bir diziyi tekrar tekrar izlemek sadece bir alışkanlık mı yoksa altında psikolojik bir gerçek mi yatıyor?

 Yeni içerikler, hiç izlemediğimiz diziler/ filmler olduğu ve elimizin altındaki birçok dizi/ film platformu bulunduğu halde dönüp dönüp neden aynı dizileri izliyoruz? Hatta öyle ki çoğu zaman o bölümde ne olacağını, karakterin o an hangi repliği söyleyeceğini bildiğimiz halde yine de kendimizi aynı diziyi izlerken bulabiliyoruz. İlk etapta bu sanki bir alışkanlıktan ibaretmiş ya da kişi o diziyi gerçekten daha çok sevdiği için izliyormuş gibi dursa da aslında bu davranışın altında çok daha karmaşık bir psikolojik gerçek yatıyor olabilir. Çoğunlukla asıl mesele o an ne izlediğimizden ziyade izlerken ne hissediyor olduğumuzla ilişkili. Çünkü insan beyninin tanıdık olanla, yabancı olana karşı verdiği tepkiler birbirinden başka. Yoğun ve sorumluklarla yorucu geçen bir günün sonunda zihin yeni ve yabancı bir içerikle karşılaşıyor olmayı daha fazla dikkat gerektiren bir iş gibi algılayabiliyor. Yeterince stres ve yükten sonra yeniden bir diziye odaklanıp enerji harcamaktansa bilindik bir dizi içinde kişi kendini daha rahat ve güvende hissedebiliyor. Zihnimiz o anda yeni bir kurgu ile karşı karşıya kalmaktansa bildiği ve sevdiği bir içeriğin oluşturduğu rahat bir alanda dinlenmek istiyor. 

Yeni bir dizi izlerken aslında olayların nasıl ilerleyeceğini bilmiyor olmak daha heyecan verici olabiliyor. Karakterin ne söyleyeceğini, kurgunun nasıl şekilleneceğini bilmiyor olmak merak duygusunu artırabiliyor. Bir sonraki bölümü sabırsızlıkla beklemek keyif verici olabilmekle beraber birazdan ne olacak diye düşünmek, olayların nasıl ilerleyeceğini bilmiyor olmak, merak uyandıran bir bölüm sonunu bir hafta beklemek zaten kişi için o gün yorucu geçmiş ise sinir sistemini uyaran ek bir zihinsel yüke dönüşebiliyor. Günlük hayatın koşuşturmacası içinde iş, ev, aile gibi birçok alanda görev ve düşünce sekmeleri açık olan biri için bir de yeni bir diziyi anlamaya çalışmak ve onun yarattığı belirsizliğe katlanmak yorucu olabiliyor. 

Dikkatinizi Çekebilir: Bireysel Terapi

Bildiğimiz Bir İçeriği Takip Etmek Neden Bu Kadar Rahatlatıcı?

Bazen sevdiğimiz bir dizinin jenerik müziğini duymak, bağ kurduğumuz bir karakteri izlemek ya da bize o diziden keyifli gelen sahnelerle karşılaşmak zihnimizi çok rahatlatan bir araca dönüşebiliyor. Aslında burada psikolojide insanlara tanıdık gelen durumlara karşı insanların verdikleri tepkiyi açıklayan bir psikoloji kavramı devreye giriyor. Aşinalık etkisi (Mere exposure effect) kişinin tekrar tekrar bir durumla karşılaşmasının ardından giderek o duruma karşı daha pozitif bir duyguya sahip olmasını açıklayan bir kavram. Aslında daha basit dille alışık olduğumuz şeyin bize daha çekici gelmesi hali. Örneğin evimize giden alternatif birçok yok olmasına rağmen yine de en sık kullandığımız yolun zamanla bize daha çekici geliyor olması tam da aşinalık etkisi ile açıklayabileceğimiz bir durum. Bu sebeple aynı diziyi izledikçe aşinalık etkisiyle birlikte beynimiz ne olacağını çok iyi bildiği bir içerikle karşı karşıya kaldığı ve sahneleri çok rahat ön görebildiği için zamanla bu diziyi kendine daha yakın hissetmeye başlıyor. Bu da stresli bir günün ardından aslında kişiyi rahatlatan bir duygu düzenleme aracına dönmesine yol açabiliyor. Yeni ve ön görülemez bir uyarandansa bilindik olan uyaran, bilindik müzik, bilindik karakterler kişiye güven hissi verebiliyor.

Dikkatinizi Çekebilir: Monofobi Nedir?

Bazen Eski Bir Diziyi Değil de O Zamanki Kendimizi Özlüyor Olabilir Miyiz?

Eski bir diziyi izlemek sadece sevdiğimiz ve kendimizi rahat hissettiğimiz bir içeriği izliyor olmamız nedeniyle değil o diziyi ilk izlediğimiz zaman hissettiklerimizi çağrıştırdığı için de bizi rahatlatıyor olabilir. Beynin otobiyografik bellek adı verilen alanı kişinin yaşadığı anıları, o anılara ait duyguları saklamakla ve kişiye hatırlatmakla sorumludur. Kimi zaman bir koku, bir ses, bir müzik, bir görüntü kişiyi yaşadığı bir anıya götürebilir. Bazen ufak bir tetikleyici bile kişinin o anıdaki duygusunu, düşüncelerini aktif hale getirebilmektedir. Örneğin bir kek kokusu kişide çocukken ailesi ile geçirdiği güzel vakitleri çağrıştırabilir. Tam da bu noktada eski bir diziyi de izlerken otobiyografik bellek devreye girerek o diziye dair kişinin anılarını aktif hale getirebilmektedir. O diziyi izlediğimiz yaşa, o dönemki ilişkilerimize dair izler barındırabilir. 

Çocukken ailemizle izlediğimiz ve güzel anlar paylaştığımız bir ana ya da öğrenciyken arkadaşlarımızla geçirdiğimiz güzel dakikalara götürdüğü için dönüp yeniden o diziyi izlemek dizide kendi geçmişimizi ve güzel anlarımızı deneyimleme hissi yaşatabilir. Gençlik döneminde izlediğimiz andaki heyecanları ya da sevdiklerimizle paylaştığımız o güzel anıları çağrıştırabilir. Bu sebeple aslında bir yandan da eski bir dizi geçmişe açılan bir pencere görevi görebilir. Hayatımız değişmiş olabilir. Sevdiğimiz şehirden, yaşadığımız evden ayrılmış, iş değiştirmiş, hayatımızdaki bazı insanlar değişmiş olabilir ancak eski diziyi yeniden açtığımızdaki biz kendimizi yeniden rahat hissettiğimiz ve karakterle bağ kurabildiğimiz bir alan içinde bulduğumuzda kendimizi daha iyi hissedebiliriz. Bu bir yandan da kişide bir yere ait olma ihtiyacını da bu şekilde sağlayabilir. Hem o dönemdeki ilişkilere dair pozitif duygular canlanmış hem de dizide bağ kurulan karakterle yeniden duygusal bir deneyim yaşama şansı oluşmuş olabilir.

Peki İş Yaparken Aynı Diziyi Arkada Neden Açık Bırakırız?

Aynı diziyi tekrar tekrar izlemekle beraber bazıları için eski diziler aslında karşısına geçip uzun uzun izledikleri bir içerik olmaktansa arkada ses olsun diye açılan bir içerik görevi görebiliyor. Bu sebeple kişiler ‘’ Ben aslında izlemiyorum, arkada gürültü olsun diye açıyorum.’’ diyebiliyorlar. Kişi için orada dizi karşısına geçip uzun zaman ayırdığı ve vakit geçirdiği bir diziden ziyade çalışırken, temizlik yaparken, yemek yaparken vb. durumlarda arka planı dolduran bir içerik işlevi görebiliyor. Çünkü kişiler iş yaparken onlara odaklanmak zorunda olmadıkları bilindik ses, müzik ve repliklerin yer aldığı diziler eşlik ettiğinde işlerini daha kolay gerçekleştirebiliyorlar. Tam da bu noktayı biraz da kontrol ve güven kavramları ile açıklamak mümkün olabilir. Özellikle kaygı duygusu yüksek olan kişiler için belirsizlikle mücadele etmek oldukça güçtür. Bu tip kişiler olayları, durumları ve insanları kontrol edebildiklerinde, bir tehditle karşı karşıya kalacaklarsa dahi bunu önceden bildiklerinde kendilerini daha iyi hissedebilmektedir. Bu sebeple bu kişiler bir davranış gerçekleştirirken bile kontrolcü olabilmekte ve olabildiğinde tüm ipleri sıkı sıkı ellerinde tutmak isteyebilmektedir. Bu sebeple iş yaparken arka olanda açık olan bilinen bir dizi bazıları için sadece gürültü değil kontrol edebildikleri bir alan içinde iş yapıyor olma anlamı taşımaktadır. 

İş yaparken arkada aynı dizinin açık kalması kontrol ve güven duygusu oluşturmakla beraber bazen kişiyi kendi düşünceleri ile karşı karşıya kalmaktan kurtaran bir araca da dönüşebilir. Özellikle kaygısı yüksek ve odaklanma sorunu yaşayan kişilerde zihinde düşünceler devamlı uçuştuğu için bazen bu kişiler için sessizlikte kalmak çok güç olabilir. Bu kişiler sessizce bir odada oturduğunda ya da uyumaya çalıştıklarında gün içinde onları zorlayan birçok soru ve ihtimalle baş başa kalabilmektedirler. Duygusal olarak anda kalmakta ve kendini güvende hissetmekte zorlanan biri için sessizliği bilinen ve tanıdık bir sesle doldurmak kişinin kendini oyalayarak rahatlatmasına neden olabilir.

 

Tekrar Tekrar İzlediğimiz Biz Karakterde Kendimizden Parçalar Buluyor Olabilir miyiz?

Eski diziyi defalarca yeniden izlememizin nedeni bazen de bir karakterle kurduğumuz bağ olabilir. O karakterde kendimizden parçalar buluyor olmak, sanki kendimize dışardan bakıyor hissi oluşturabilir. O karakterin hisleri, duyguları, seçimleri, çevresiyle kurduğu bağlar, hataları, pişmanlıkları ya da hayalleri bize kendimize dair parçaları sorgulatabilir. Onun yaşadığı şeylerin benzerini yaşadığını görmek kişi ile aramızda bir sempati duygusu geliştirebilir. Sanki o karakteri izledikçe kendimize dair parçaları çözebileceğimizi ve kendimizle yüzleşmek için bir aynayla karşı karşıya olduğumuzu hissettirebilir. 

Kişiler bazen kendisi ile benzer problemleri yaşayan biri ile dertleştiğinde ya da aynı sorunları yaşamış biriyle vakit geçirdiğinde kendini daha anlaşışmış hissedebilir. Bazen bir sorunu tek yaşayan kendisiymiş, onda bir sorun varmış gibi hissedebilir. Ancak benzer bir duyguyu hisseden biriyle karşı karşıya kalınca o yalnızlık ve farklılık duygusu azalabilir. Gerçek hayatta kişilerin korkuları, kaygıları ve bastırdıkları duyguları fark etmemiz zor olabilir. Bu da bizi yoran hislerin sadece bizde var olduğunu düşündürebilir. Ancak bir dizi izlerken karakterin artık, eksi birçok anına, birbirinden farklı birçok yönüne şahit oluruz. Bunların içinden gerçek hayatta insanlarla paylaşma şansı bulamadığımız bir yönümüzü denk geldiğimizde kendimi keşfetmeye yaklaşmış hissedebilir. O karakteri izlerken kendimize dair çözümlemekte zorlandığımız bir yanımıza ışık tutma şansı da elde edebiliriz. Bu da o karakterle özdeşim kurmamıza yol açabilir. Hikaye içinde o karakterin değişim yaşaması bizim de değişmeye dair umudumuzu yeşertebilir ya da yaptığımız bir hatadan dolayı kendimizi affedemiyorsak o karakterin de aynı hatayı yaptığını görmek kendimizi kabulde bize yardımcı olabilir. Bu sebeple kendimizden, seçimlerimizden, duygularımızdan ve döngülerimizden parçalar bulabildiğimiz diziler yeniden onları izlememizle ilgili bizi teşvik edebilir. Ancak unutulmamalıdır ki bir  aynı diziyi yeniden izleyerek rahatlamak kişinin duygu düzenlemek adına temel yolu olmuşsa ya da kişi aynı dizide kendine dair parçalar bulduğu için tekrar tekrar aynı diziyi izliyorsa orada kişinin kendisiyle ilgili ne var, onu oraya bağlayan nedenler nedire bakması kendisini keşfetmesi açısında fayda sağlayabilir.

Previous Adını Feriha Koydum: Kabul Edilmek Adına Kendimizi Ne Kadar Gizleriz?